Nurcan CEYRAN

Son zamanlarda herkesin gündeminde olan tek şey; korktuğumuz, evlere hapsolduğumuz, ne yapacağımızı bilmediğimiz, aşısı, tedavisi olmayan illet olan korona virüsü.
Evet kimse ne yapacağını bilmiyor, tek yaptığımız şey evlerden çıkmamak, ellerimizi yıkamak 14 maddeye ayrılan başlık üzerinde durarak hem kendimizi hem çevremizi korumak.
Aslında bakarsanız bu günleri mumla arayacağız gibi görünüyor.
Bizi bekleyen virüsten daha tehlikeli bir süreç var. Tüm dünya eve hapsoldu, Almanya, İtalya ve Fransa kendi imkanları dahilinde halkına yardım ediyor, destek sağlıyor. Yapıyor ve daha yapacak ta.
Peki, zaten kendi yağında kavrulamayan Türkiye’nin hali ne olacak? Faturalar birikecek, gıdalar yetecek mi?, devletin ayırdığı bütçe halka mı yoksa iş çevrelerine mi? derken dünya kadar soru ve tedirginlik beynimizi yoracak gibi görünüyor. Aylar önce Merkez Bankasının ihtiyat akçesi olan paranın muhafaza edilmesi gerektiğini ısrarla söylerken, işte bu günleri kast etmiştik. Halkın ve Devletimizin zor durumda kalması karşısında lazım olursa harcanması gereken para hazineye aktarıldı. Şimdi ise halk, açlık ve benzeri bir durumda karşı karşıya kalırsa ne olacağımız merak konusu gerçekten ….
Bunların yanı sıra birde cami önlerinde illa bu camii kapıları açılacak diyen, cami kapısı kapanırsa kıyamet kopar diyen, ısrarla hem devletin kolluk kuvvetlerini hemde halkı tedirgin eden bir kesim var… Elhamdulillah Müslümanız elbette, peki, bu insanlar için nasıl bir tedbir almak gerekiyor? Kur’an ayetlerinde yer alan; sağlık durumunu risk etmeden ibadet öneren dinimizi, sözde bildiğini zanneden kesim ile nasıl baş edeceğiz?
Önümüzde bizi zorlu ve uzun bir süreç bekliyor. Bunun için gerçekten çok duyarlı olmamız gerekiyor. Uyarıları dikkate almak, dikkate almayanları ısrarla ikna ile yönlendirmek, bir şekilde zor olmayan bu süreci tamamlamak gerek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here