M. Hanifi KILIÇ

Müslümanların kutsal mabedi Kabe sessiz, Mescid-i Aksa garip, camiler ise cemaatsiz.
Hristiyan dünyasının kalbi Vatikan ise hayalet şehre dönmüş.
Anne ve baba evlattan kaçar olmuş.
Evlat ise anne babasından kaçar olmuş.
Evlerimiz misafirsiz kaldı, akrabalar birbirine gitmez oldu. Komşu ziyaretleri unutuldu, insanlar birbirinden kaçar oldu.
Zengin, fakir herkes eve kapandı, cenazeler garip kaldı, taziye evlerinin bile kapılarına kilit vuruldu.
Düğün, dernek yapılmaz oldu.
Bir yandan maneviyat artarken, bir yandan da marketlere hücum edilir oldu. Virüs kapmamaya, yaşamaya garantisi olmayan insanlar stokçu oldu.
Kısacası kıyamet kopmadan kıyameti yaşar olduk.
CAHİL CESARETİ BÖYLE BİR ŞEY
İnsanlar evlerine kapandı. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm yetkililer, vatandaşların çok acil ve önemli sağlık sorunları olmadan sokağa çıkmamasını istiyor.
Bir çok işyeri kapatıldı ya da kendiliğinden faaliyetine ara verdi. Çünkü, hiç bir şey insan sağlığından önemli değil.
Ama bu yaşamsal uyarılara uymayan, kulak arkası eden ve hem kendisinin hem de toplumun sağlığını riske atan bazı densizler var
Ne diyor bu densizler?

  • Bizim imanımız var, korona morona bize işlemez.
  • Sokaklarda geziyorum, yok buralarda korona.
  • Korona yok. Uydurma. Algı operasyonu bu.
  • Biz bunun olmadığına inanıyoruz. Yok öyle bir şey.
  • Bize Allah’ın izniyle bir şey olmaz, bizim imanımız var.
  • Gezmeyelim mi, ne yapalım? Hiçbir şey olmaz bize.
    İçinde akıl barındırmayan, bilimle asla bağdaşmayan, İslam’ın tedbir şartını hiçe sayan ve dinin kurallarını kendi dinince reddetme cüreti gösteren cahilce bir kaderciliğin dışa vurumudur bu.
    Hz. Peygamber’in öğütlerinden habersiz, “Tedbir bizden, takdir Allah’tan” anlayışından yoksun bu insanlar hem kendilerinin hem de çevrelerinin celladı olmaya aday.
    TOPLUM DÜŞMANLARI
    Bu arada, toplumun tüm kesimlerinin koronavirüs mücadelesinde el ele verdiği, siyasi rekabete ara verilip toplumsal mutabakatın en üst seviyede olduğu bu günlerde; sosyal medyada kindarlıklarını kusup, dindarlara hakaret etmeyi marifet sayan kendini bilmez sözde “aydın”, “sanatçı” ve “entel-dantel”leri de halkın vicdanına havale ediyorum.
    BU DA GEÇER YA HU
    Gam çekme, endişe etme Allah var…
    Sarmışsa etrafını dertten duvarlar; bil ki bu da geçer Ya Hû! Dertlerin kalbinde en onulmaz yaralar açmışsa; unutma ki bu da geçer Ya Hû! İçinden çıkılmaz sokaklarda mahrum kalıp gözyaşı döküyorsan eğer; hatırla ki bu da geçer Ya Hû! Aşkın imkânsız girdaplarında çırpınıyor ve acı çekiyorsan eğer; umut et ki bu da geçer Ya Hû! Kırdılarsa seni, ezip geçtilerse eğer; Rabb’inin merhametine sığın, bu da geçer Ya Hû! Seni kıranlar, seni üzenler, güç ve kuvvete sahip olup zalimlik yapanlar, bilsinler ki elbet bu da geçer Ya Hû! Her varlık, her olay ve başına gelen her şey birer gölgeden ibarettir. Hiçbir şey kalıcı değil, dertlerin dahi… Sen Rabb’ine sığın ve O’nun sonsuz rahmetinden iste! Umudunu hiç kaybetme, zira derdi veren Allah (c.c.) dermanını da yaratmıştır. Unutma ki mum alevinde titreşen gölgeler gibidir dertlerin…
    Güneş doğduğunda hepsi kaybolur, yerini aydınlık alır. Buna inan ve de ki: “Bu da geçer ya Hû.”
    Çünkü Allah var gam yok!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here