“ZAM” İLE YÖNETİLEN ÜLKENİN NABZI

0
18

Nurcan CEYRAN

Bu gece motorine zam geleceği konuşuluyor.
Artık “gelecek mi?” sorusu bile sorulmuyor. Sadece “kaç lira?” deniyor.
Çünkü bu ülkede zam, bir ekonomi aracı olmaktan çıktı; bir yönetim biçimine dönüştü. Geceleri gelen kararlar, sabaha karşı değişen tabelalar ve her yeni gün biraz daha pahalılaşan bir hayat…
Akaryakıt fiyatları uzun zamandır sadece enerji meselesi değil. Motorine gelen her zam; tarımı, sanayiyi, taşımayı, mutfağı aynı anda vuruyor. Yani “küresel nedenler” diye açıklanan her artış, yerli ve milli bir yoksullaşmaya dönüşüyor.
Son altı ayın tablosu çok net:
Akaryakıt arttı.
Gıda arttı.
Ulaşım arttı.
Enerji arttı.
Ama gelir artmadı.
Vatandaş bunu görüyor. Sokakta nabız açık ve sert. İnsanlar artık kızgın olmaktan çok yorgun. “Dayanıyoruz” demiyorlar, “alışıyoruz” diyorlar. Ve bu, bir ülke için en tehlikeli eşik. Çünkü alışmak sorgulamamaktır. Sorgulamamak ise her yeni zammın önünü açmaktır.
Yetkililer her artıştan sonra benzer cümleler kuruyor:
Geçici.
Zorunlu.
Dış etkenler. Ama vatandaş başka bir tabloya bakıyor: market fişine, doğalgaz faturasına, pazardan yarım fileyle dönülen akşamlara. Ve şunu soruyor:
Eğer bu ülke büyüyorsa, bu yük neden hep vatandaşın sırtında?
Eğer ekonomi yönetiliyorsa, neden geçinememek bu kadar yaygın? Bu gece motorine gelecek zam, belki teknik bir karar olarak açıklanacak. Ama politik sonucu çok net: Hayat pahalılaşıyor, sabır ucuzluyor.
Bir ülkede insanlar artık geleceği değil, ay sonunu düşünüyorsa; orada sorun sadece enflasyon değildir. Sorun, önceliklerdir.
Bu yazı bir rakam yazısı değil.
Bu yazı, geçinemeyen insanların sesi.
Bu yazı, her gece yeni bir zam haberiyle uyanan bir ülkenin nabzı.
Ve bir ülkede vatandaş artık fiyatları değil, dayanma sınırını konuşuyorsa; orada mesele ekonomi değil, yönetilen yoksulluktur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz