TÜRK BAYRAĞINA ÖNÜNDEN GEÇERKEN BİLE SELAM DURAN TOPLUM BAYRAK İNDİRTMEZ…

0
25

Nurcan CEYRAN

Dün akşamdan beri, ülke öfke içinde, çünkü can evinden vurulmuş gibi, yara aldı, yerinde duramaz, öfke kontrolünü yapamaz oldu…
Bir ülkenin bayrağı indirilmişse, mesele sadece bir kumaş parçası değildir.
O an, bir devletin sinir uçlarına dokunulmuştur. Bir toplumun ortak hafızasına, birlikte yaşama iradesine, “biz” duygusuna kasıtlı bir çentik atılmıştır.
Türkiye bugün karışık.
Çünkü bayrak indirildiğinde, sadece direk boş kalmaz; vicdanlar da sarsılır.
Bu topraklarda bayrak, süs değildir.
Duvara asılan bir aksesuar, meydanlara rastgele dikilen bir sembol hiç değildir.
Bayrak; kefene sarılan bedendir.
Bayrak; mezar başında sessizce çöken dizdir.
Bayrak; “vatan sağ olsun” derken içi yanan anaların yutkunarak tuttuğu hayattır.
Bu yüzden bayrağa uzanan el, bir eylem yapmış olmaz.
Doğrudan bir meydan okuma yapar.
Devlete, millete ve bu topraklarda birlikte yaşama iddiasına meydan okur.
Bu ülkede bir zamanlar bunun karşılığı vardı.
Türk bayrağını indirmeye kalkışan terörist vurulmuştu.
Çünkü o gün devlet şunu çok net biliyordu:
Bayrağa uzanan el, devlete uzanmıştır.
Ve devlet, kendisine uzanan eli durdurmakta tereddüt etmezdi.
Bugün ne oldu da bu kararlılık yok oldu?
Dün bayrak indirildi.
Göz göre göre.
Ve devlet refleksi sustu.
Asker oradaydı.
Polis oradaydı.
Ama irade yoktu.
Çünkü bugün güvenlik güçleri, bayrağı korurken artık şunu düşünmek zorunda bırakılıyor:
“Müdahale edersem yarın beni kim savunur?”
“Talimatım var mı?”
“Yetkimi aştım mı sayılır?”
Bir devletin askeri ve polisi, kendi bayrağını korurken hesap yapıyorsa,
orada sorun askerde ya da poliste değildir.
Sorun, onları bu tereddüde mahkûm eden siyasi iklimdedir.
Kimse açıkça söylemiyor ama gerçek ortada duruyor:
Yıllardır “aman görüntü olmasın”,
“aman olay büyümesin”,
“aman uluslararası tepkiler gelmesin” denilerek
devletin refleksi yumuşatıldı, törpülendi, geri çekildi.
Bu bir anlık hata değil.
Bu, bilinçli bir tercihtir.
Ve o tercihin bedelini bugün toplum ödüyor.
“Yetkisi yoktu” deniliyor.
O hâlde soralım:
Bir askerin ve bir polisin,
kendi bayrağını koruma yetkisi yoksa
hangi yetkisi vardır?
Bayrak indirilirken susan bir devlet,
sadece o anı kaybetmez.
O sessizlik, yarının cüretini büyütür.
Bugün indirilen bayrak, yarın daha pervasız hamlelerin provası olur.
Çünkü devlet tereddüt ederse,
karşısındaki cesaretlenir.
Bu millet şunu çok iyi hatırlar:
Bir zamanlar bayrak için duraksama yoktu.
Bir zamanlar devlet, “buradayım” demek için açıklama yapmazdı.
Varlığını gösterirdi.
Türk bayrağı yere düşmez.
Düşürülür.
Ama onu indirmeye cüret edenler de,
indirilmesine göz yumanlar da
tarihin aynı satırında yazılır.
Ve bu millet,
bayrağına uzanan eli de
o ele sessiz kalanları da
unutmaz.
Affetmez.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz