Ana SayfaKöşe YazarlarıSOKAK HAYVANLARINDAN BİZ SORUMLUYUZ

SOKAK HAYVANLARINDAN BİZ SORUMLUYUZ

Nurcan CEYRAN

Son zamanlarda gündemi meşgul eden konuların başında, Gaziantep’te pitbull cinsi iki köpeğinin 4 yaşındaki bir kız çocuğuna saldırısı geliyor.


Aslında bu tarz olayları sık yaşıyorduk, çoğu zaman haberlerde neredeyse haftada en az bir kez mutlaka görüyor izliyorduk.
Burada bir köpeğin cinsi yada kime saldırdığından ziyade sorgulanması gereken, sahipli köpek ise sahibi!
Değil ise belediyeler sorgulanmalıydı.
Maalesef bir kişinin hatası bir kız çocuğunun büyük bir travma yaşayacak olmasına ve bütün sokak canlarına mal oldu, bu canlılara reva değil olmamalı, neden mi?
O canlıların da duyguları var, hisleri var, onlarda acıkıyor, üşüyor, sevgiye ihtiyaçları var daracık kafeslerde, beton zeminlerde biçare özgürlüğü kısıtlanmış ceza verircesine o yaşamı hak etmiyorlar…
Geçtiğimiz günlerde televizyon da haberlerde bir okulun çocuk bahçesinde, salıncağın, kaykayın olduğu alanda 2 ayının o oyun alanında kaykay dan kaydığını, çocukların derse ara vererek o 2 ayıyı izlediğini görüntülerini bende izledim tabi. Küçük ayı kayarken annesi aşağıda bekliyor, sonra yavrusuna sarılıyordu. Ürkütücü gibi görünse de spiker, konuşmaya devam ederek ekledi “Korkulacak bir durumda yok”
Çünkü o çocuklar böyle bir durum ile karşılaştıklarında ne yapacaklarını biliyor demişti.
Ayrıca yine sosyal medyada Instagramda bir geyik resmi gördüm, tek tek resimlere baktığımda, altında aynen şöyle yazıyordu; Amerika’nın California eyaletinde bir geyik bisküvi ve çikolata satılan bir dükkana giriyor, işletme sahibi ona 1 bisküvi ikram ediyor ve geyik dükkandan çıkıp gidiyor, 1 saat sonra tekrar ailesi ile geliyor parantez içinde aynen şöyle yazıyordu (muhtemelen bisküviyi çok beğendi ve ailesini toplayıp tekrar geldi).
Evet Amerika, Avrupa bizim imrendiğimiz, beğendiğimiz, onlar gibi yaşamak için çaba sarf ettiğimiz coğrafya, ve maalesef ne yaparsak yapalım onlar gibi medeni olamıyoruz….
Bu dünya sadece bizim yaşam alanımız değil, onların da özgürce yaşama hakkı varken onları küçük, daracık pis, doğal olmayan betonların üzerinde yaşamaya mahkum etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Sahibi evden çıkınca o gelene kadar kapıda bekleyen, sahibi hastalandığında günlerce ağlayan, hatta öldüğünde hastane kapısında, mezarı başında bekleyen bu canlılar.
Bu kadar derinden hissiyatı olan sahibine değer veren, koruyan, üzülen, sevinen hayvanların bizimle yaşamaya hakkı yok mu?
Elbette var, onların yaşam alanını daraltan bizleriz.
Böyle bir uygulama yerine, keşke o hayvanları sahiplendirme projeleri geliştirmiş olsaydık, hayvan sever olmanın artılarını konuşuyor olsaydık, yasaklı hayvanları biz değil de devletin güvenli alanlarında yetiştirmek gerektiğini konuşsaydık, yada illa sahipleneceksek Uygun koşullarda kamuya açık alanlarda denetimli bir şekilde çıkarmış olmayı konuşsaydık,
Keşke, keşke, keşke maalesef hayatımızda çok sık kullandığımız bir Kelime, lütfen daha fazla keşkeleri hayatımızda yer vermemek için o hayvanların çocuk gelişiminde ne kadar etkili olduğunu, insani duygularımıza ne kadar faydalı olduğunun farkında olmaya çalışalım.

RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Most Popular

Recent Comments

Hüseyin Çiftçi on HER YALAN BİR İTİRAF GİZLER
Mustafa Ali Polatlı on BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ
Binbaşı on ALZHEİMER
MEHMET ALİ GÜNER on ALZHEİMER
Cansu Çanlıoğlu on ALZHEİMER
mustafa küçük on KAFA BULMAK, KAFA TUTMAK…
Pervin Cicek yigit on ARADIK KURTARAMADIK