ZAM ÜSTÜNE ZAM! OYNATMAYA AZ KALDI

M. Hanifi KILIÇ

Son günlerde başta elektrik, akaryakıt, doğalgaz ve gıda ürünlerine ardarda yapılan zam bombardımanından dolayı, herkes şaşkın durumda… Hele hele akaryakıt ürünlerine gün aşırı yapılan zamlar, vatandaşı resmen perişan ediyor. Çünkü akaryakıta yapılan her zam otomatik olarak tüm ürünlere yansıyor.
Artık ipin ucu kaçtı.
Her gün gelen zamları takip etmek imkansız hale geldi.
Yapılan her zam vatandaşın “Yandım Allah” diye haykırmasına yol açıyor. Zamsız bir güne uyanamadığımız gibi, zam haberi almadan uykuya daldığımız geceler de yok artık.
Türkiye’nin en pahalı illeri arasında yer alan Gaziantep’te vatandaş ne yapacağını bilemiyor. Ev kiralarındaki astronomik artışlar, pazar ve market tezgahlarında anlık yükselen etiket fiyatları, ekmeğe gelen zam, ulaşıma gelen zam vatandaşın ruh sağlığını da bozuyor.
Alım gücünün düşmesi başta hırsızlık olayları olmak üzere suç oranlarında da artışa yol açma riskini getiriyor. Bireysel cinnetin toplumsal cinnete dönüşmesi ihtimalini düşünmek dahi istemiyorum.
Gastronomi kenti Gaziantep’te bir emeklinin, bir işçinin, hatta küçük esnafın ailesini alıp bir restorana götürmesini bırakın, neredeyse nohut dürümü yemesi bile hayal oldu. Baklavanın başkenti Gaziantep’te insanlar baklavacıların önünden bile geçemiyor.
Evlerde tencereler kaynamaz oldu.. Böyle giderse babalar evlerine ekmek götüremez duruma gelecek.
Evet.. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın başta enerji ve gıda ürünleri olmak üzere temel tüketim maddelerinde artışa yol açtığı bir gerçek.
Ama bir gerçek daha var!
Hükümetlerin ve piyasanın bu tür olağanüstü olayları bahane ederek gerçekleştirdiği fiyat artışlarını, daha sonra kalıcı hale getirmelerinin bir alışkanlık haline geldiğini geçmiş tecrübeler bize öğretiyor.
OYNATMAYA AZ KALDI
Son zamlar bana aşağıdaki fıkrayı anımsattı.
‘‘Padişahlardan biri, yeni vergiler koyduğunda ya da mevcut vergileri artırdığında, sadrazama;

  • Git bakalım, halkın arasında bir dolaş. Vergilere alışmışlar mı?
    dermiş. Sadrazam da, halkın arasında dolaştıktan sona padişaha;
  • Padişahım, halkın suratı biraz asık, canı da sıkılmış durumda ama işlerine devam ediyorlar…
    Dediğinde padişah da şu şekilde yorum yaparmış.
  • Tamam, demek ki sorun yok. Alışırlar alışırlar…
    Bir süre sonra yine vergiler artırıldığında, padişahın talimatı üzerine sadrazam halkın arasında dolaşır ve izlenimlerini aktarırmış;
  • Padişahım, bu kez suratları çok asık. Merhaba desen, yüzüne dik dik bakıyorlar. Sonraki her an kavga edecek gibiler. Suratlarından düşen bin parça. Galiba bu kez vergileri çok artırdık.
  • Yok yok. Merak etme sen. Önemli bir şey gözükmüyor. Alışırlar, alışırlar…
    Bu böyle devam etmiş gitmiş.
    Günlerden bir gün, yine yeni vergiler getirildiğinde, sadrazam halkın arasına karışmış, dolaşıp geldiğinde şaşkın bir vaziyetteymiş.
  • Padişahım hiç sormayın. Bu kez kafam karmakarışık. Çünkü hiçbir şey anlamadım. Herkes çok neşeli, gülüyor hatta sokaklarda dans ediyorlar, oynuyorlar…
    Aman‘ demiş padişah.
  • Eğer halk dans etmeye ve oynamaya başladıysa, demek ki durum çok kötü . Hiçbir şeyi umursamıyorlar demektir. Galiba vergileri çok artırdık. Hemen vergileri indirelim. Yoksa perişan oluruz…’’
    Zam bombardımanı böyle giderse halk oynamaya başlayacak. Bizden söylemesi…
    Türk siyasetine damga vurmuş eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel‘in efsane tespitini bir kez daha hatırlatalım:
    Neydi o söz; “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz