Uzmanlardan kişiye özel egzersiz uyarısı

0
308

Sosyal medyada hızla yayılan standart antrenman programları her yaştan insanı spora yönlendirirken, uzmanlar herkesin aynı programı uygulamasının bilimsel olarak doğru olmadığını vurguluyor. Egzersizin yaş, cinsiyet, biyolojik yapı ve yaşam tarzına göre planlanması gerektiği belirtiliyor.
İstanbul Rumeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Egzersiz ve Spor Bilimleri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Emrah Özdemir, egzersizin kişiye özel planlanmaması durumunda fayda yerine risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Egzersizin bir ilaç gibi değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Özdemir; dozunun, süresinin ve yoğunluğunun bireye göre ayarlanmasının şart olduğunu belirtti.
YAŞA VE CİNSİYETE GÖRE EGZERSİZ PLANLAMASI
İnsan vücudunun yaşam boyu değişim gösterdiğini kaydeden Dr. Özdemir, çocukluk ve ergenlik döneminde temel hedefin koordinasyon, hareket kalitesi ve nöromüsküler kontrolün geliştirilmesi olması gerektiğini söyledi. Genç yetişkinlik döneminin kas kütlesi ve hormonal kapasite açısından en verimli zaman dilimi olduğunu, ancak bu süreçte dahi plansız yüklenmelerin sakatlıklara yol açabileceğini aktardı. 30’lu yaşlardan sonra başlayan kas kütlesi azalması ve metabolik yavaşlamaya karşı direnç antrenmanlarının önemine değinen Özdemir, bu dönemde yüksek yoğunluklu egzersizlerin spor geçmişi olmayanlar için risk taşıdığı uyarısında bulundu.
Cinsiyet fizyolojisi arasındaki hormonal ve yapısal farklılıkların da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Özdemir, kadınlarda bağ dokusunun daha elastik olmasının avantaj sağlarken diz ön çapraz bağ yaralanmalarına yatkınlığı artırabildiğini ifade etti. Erkeklerde ise testosteronun kas gelişimini desteklediğini, ancak bu durumun kontrolsüz yüksek yük kullanımına yönelme riski doğurabileceğini kaydetti.
YAŞAM TARZI VE BİYOLOJİK FARKLILIKLARIN ETKİSİ
Masa başı çalışan bir birey ile gün boyu aktif olan kişilerin ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirten Özdemir, sedanter bireylerde önceliğin postür düzeltme ve temel kuvvet kazanımı olması gerektiğini söyledi. Kronik stres ve uyku düzensizliğinin egzersiz adaptasyonunu doğrudan etkilediğine dikkat çeken uzman isim, uyku sırasında gerçekleşen büyüme hormonu salınımının kas onarımı ve protein sentezi açısından kritik olduğunu vurguladı.
Egzersiz bilimi literatüründeki “bireysel farklılık ilkesi”nin antrenman planlamasının temel taşlarından biri olduğunu dile getiren Özdemir, kas lifi dağılımı, kardiyorespiratuvar kapasite ve nöromüsküler koordinasyon gibi biyolojik değişkenlerin antrenmana verilen yanıtı belirlediğini ifade etti.
“TEK TİP PROGRAM BİLİMSEL DEĞİL”
Egzersizin yalnızca kas-iskelet sistemini değil, sinir sistemi ve hormonal sistemi de etkilediğini belirten Dr. Emrah Özdemir, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Tek tip program yaklaşımı bilimsel gerçeklikle örtüşmüyor. Egzersiz doğru uygulandığında güçlü bir koruyucu hekimlik aracıdır. Ancak her birey için aynı dozda ve aynı formatta uygulanamaz. Kişiye özgü, ölçülebilir ve sürdürülebilir programlar hem performansı artırır hem de uzun vadeli sağlık kazanımlarını güvence altına alır.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz