Düzenli beslenmesine ve kilo vermesine rağmen bacaklarında belirgin bir incelme olmayan, dokunmakla ağrı ve hassasiyet hisseden kadınlarda bu şikâyetlerin nedeni lipödem olabilir. Uzmanlar, çoğunlukla kilo fazlalığı veya selülitle karıştırılan bu rahatsızlığın kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor.
Medical Point Gaziantep Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, lipödemin özellikle kadınlarda görülen, çoğunlukla kalça ve bacaklarda simetrik ve orantısız yağ dokusu artışıyla seyreden kronik bir rahatsızlık olduğunu belirtti.
Lipödemin obeziteden farklı bir tablo olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demiroğlu, hastaların önemli bir bölümünün uzun süre yalnızca kilo vermeye çalıştığını ifade etti.
LİPÖDEMİN BELİRTİLERİ VE TANINMASI
Lipödemli kişilerin kilo verebileceğini, ancak gövde incelirken bacaklardaki orantısız görünümün belirgin biçimde devam edebileceğini aktaran Uzm. Dr. Demiroğlu, yağ dokusundaki artışın iki bacakta simetrik olduğunu belirtti. Ayakların genellikle etkilenmemesi ve yağlanmanın ayak bileği üzerinde adeta bir manşet görünümü oluşturmasının dikkat çekici bulgular arasında yer aldığını kaydetti.
Lipödemin yalnızca görünümle ilgili olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demiroğlu; bacaklarda ağrı, dokunmakla hassasiyet, ağırlık hissi, kolay morarma ve gün içerisinde artabilen şişlik gibi yakınmaların da görülebileceğini söyledi.
Erken farkındalığın ve doğru klinik değerlendirmenin önemine işaret eden uzman isim, benzer görünüme yol açabilecek obezite, lenfödem ve toplardamar hastalıklarının da ayırt edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
“HASTALARIN YAŞADIĞI GERÇEK BİR SAĞLIK SORUNUDUR”
Lipödemli kadınların çevrelerinden daha fazla diyet veya egzersiz yapmaları yönünde eleştiriler duyabildiğini, bunun da suçluluk ve çaresizlik hissine neden olduğunu belirten Uzm. Dr. Demiroğlu şu değerlendirmede bulundu:
“Lipödem bir irade eksikliği değildir. Hastaların yaşadığı orantısız yağ dokusu artışı, ağrı ve hassasiyet gerçek bir sağlık sorunudur. Kişinin uzun süre yalnızca diyet ve egzersizle sonuç almaya çalışması hem tanının gecikmesine hem de psikolojik olarak yıpranmasına neden olabilir.”
KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ YAKLAŞIMI
Tedavi planının hastalığın evresine, kişinin şikâyetlerine ve günlük yaşamındaki etkilenmeye göre düzenlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Demiroğlu, uygun egzersiz programları, kilo yönetimi, kompresyon uygulamaları, cilt ve doku sağlığının korunması ile gerekli durumlarda ödem kontrolüne yönelik rehabilitasyon yaklaşımlarının tedavinin parçaları olabileceğini belirtti.
Tedavideki temel hedefin yalnızca bacakların görünümünü değiştirmek olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demiroğlu, ağrıyı ve ağırlık hissini azaltmak, hareketliliği korumak ve kişinin yaşam kalitesini yükseltmek amacını taşıdıklarını sözlerine ekledi.






