HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanı Göçer: “Siyasetin dili toplumu ayrıştırmamalı”

0
82

HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanı Faruk Göçer, siyaset dilinin toplumu ayrıştırmak yerine birleştirmesi gerektiğini söyledi.
Oda, STK ve hemşehri dernekleri ziyaretleri kapsamında Gaziantep Batmanlılar Derneği’ni (Batman-Der) ziyaret eden HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanı Göçer, manevi buhrana ve başta ekonomi olmak üzere toplumun yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Göçer ve beraberindeki heyeti, Gaziantep Batmanlılar Derneği (Batman-Der) Sekreteri Hatip Çiftçi ve yönetim karşıladı. Çiftçi ve yönetimi ile dernek üyeleri yapılan ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Ziyarette açıklamalarda bulunan Göçer, Türkiye’nin ilerleyebilmesi için barışa, huzura, kardeşliğe ve sevgiye ihtiyacı olduğunu belirterek, siyasilerin diline ve üslubuna çok dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.
“Ekonomik sıkıntıya çare bulmak lazım”
Türkiye’de birçok alanda önemli sorun ve sıkıntıların olduğunu ifade eden Göçer, “Bu sorun ve sıkıntıları biz kendi penceremizden gerçekten nasıl çözüm yoluna kavuşturabiliriz?’ diye hakkaniyet ölçüsünde değerlendirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de ciddi manada bir ekonomi sıkıntı var. Bu ekonomik sıkıntıya bir çare bulmak lazım. Bununla beraber ciddi manada bir hukuksuzluk var. Gerçekten adalete susamış ciddi manada bir kitle var” dedi.
“Siyasetin dili toplumu ayrıştırmamalıdır”
Siyaset dilinin toplumu kutuplaştırdığını ve ayrıştırdığını belirten Göçer, “Siyaset dilinin bu olmadığını söylüyoruz. Aslında siyaset dilinin birleştirmesi gerektiğini söylüyoruz. Zaten siyasilerin temel hedefi kutuplaştırma, ayrıştırma değildir. Siyasilerin Türkiye’yi bir bütün olarak ele alması gerektiğini, özellikle siyasette ‘ırkçı’ dediğimiz söylemler ön plana çıktıktan sonra gerek Türkiye’nin doğusu gerek batısında ciddi manada fay hatlarının oluştuğunu görebiliyoruz. Yani siyasiler üst perdeden bir kelime söyleyince bu söylem alta indiğinde ciddi manada bakıyorsunuz ki fay hatları oluşuyor” ifadelerini kullandı.

“İnsanın fıtratına suiniyetle yapılan müdahaleler sonucu kaybeden bir bütün olarak insanlık olmuştur”
Göçer, Cenab-ı Allah’ın dünya ve içindeki her şeyi insanoğlunun ihtiyaçları için var ettiğini ve insanın hizmetine sunduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Allah bizi yaratmış, ihtiyaçlarımızın hepsini dünya içinde vermiş ve bu ihtiyaçlarımızın giderilmesi için de dünyada var ettiği bütün nimetleri hizmetimize vermiştir. Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim’de insanı en güzel bir biçimde yarattığını belirtiyor. Allah yeryüzünde halifeliği bize layık gördüyse, halife olarak bizi seçtiyse; bu halifelik görevini en güzel şekilde yerine getirecek olan insandır. Belki suiniyetlerle yapılan bazı müdahalelerden dolayı insanlık bir bütün olarak kaybetmiştir. Bundan dolayı biz, ‘insanlık özüne dönmeli, özünü bulmalı ve özüne gelmelidir’ diyoruz. Yoksa bu şekilde gerçekten insanlık ciddi manada can çekişiyor, sıkıntı yaşıyor velev ki dünyanın en refah ülkesinde de olsa huzuru bir türlü bulamıyor.”
“İnsanın özüne ve fıtratına dönmesi lazım”
İnsanoğlunun dünya ve ahiret dengesini iyi sağlaması gerektiğini belirten Göçer, “İnsan çift dünyalı yaratılmıştır. Bir ahiret boyutu, bir de dünya boyutu var. Siz bir tarafı doldurduğunuzda örneğin dünyayı zenginliklerle, maddi imkanlarla doldurduğunuzda, manevi boşluk olduğu müddetçe o insan bir türlü huzuru bulmuyor. Biz HÜDA PAR olarak ‘hem dünyamızı hem ahiretimizi güzel bir şekilde doldurmamız lazım’ diyoruz. İki boşluğu doldurduğunuz müddetçe insan huzur bulacak, refah ve rahata kavuşacak. Bu denge sağlanmadığı müddetçe şu anda da ciddi manada bir huzursuzluk var. Yer yer geldiğinde bize örneğin ‘Avrupalılar gerçekten ticareti ahlaklı yapıyorlar’ diyorlar. Aslında 1400 yıl önce hayat nizamımıza baktığımızda Peygamber Efendimiz, ‘bizi aldatan bizden değildir’ buyuruyor. Biz sadece bu hadisi kendimize şiar edinsek bile bizim için yeter ve artar. Avrupalılar, ‘biz ne zaman dinimizi terk ettik; o zaman kazandık’ diyorlar. Fakat biz ne zaman dinimizden uzaklaştık; o zaman kaybettik” diye konuştu.
“Herkes için her konuda şartsız ve pazarlıksız adalet olmalıdır”
Vatandaşın hak ve özgürlüklerinin bir şarta bağlanmadan verilmesi gerektiğini ifade eden Göçer, “Eğer başörtüsü bir hak ve hukuksa bu hak ve hukukun hiçbir şarta bağlanmadan teslim edilmesi lazım. Eğer ana dilde eğitim bir haksa ki haktır herkesin ana dilde eğitim görmesi lazım. Bu hak ve hukuku hiçbir şarta bağlamadan vermeniz lazım. Türkiye siyasetinde özellikle ciddi manada şöyle bir sıkıntı ile karşı karşıya kalıyoruz. Bir hak ve hukuk varsa bu hakkı muhakkak bir şartlara bağlıyoruz veya çözüm üretmemiz gerekirken bu çözümü kurumsallaştırıp, bunu en güncel şekilde toplumumuza sunmamız gerekirken özellikle erteliyoruz ya da ‘pansuman’ dediğimiz ara tedavilerle işi çözmeye çalışıyoruz. Yani sorunu tamamıyla çözmüyoruz” şeklinde konuştu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz