Gaziantep’te 11 avukat hakkında getirilen müdafilik yasağına itiraz eden Baro Başkanı Bektaş Şarklı, alınan kararın evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

Gaziantep 6’ncı Sulh Ceza Hakimliği, Gaziantep Barosuna kayıtlı Avukat Mehmet Alagöz, Mehmet Erdem, Hasan Önder Sulu, Alaattin Aslan, Berivan Özpolat, Adnan Erol, Yakup Koca, Mustafa Yalçın, Mustafa Hartavi, Mahmut Fermanoğlu ve Kahraman Çiçek’in 677 Sayılı KHK ile kapatılan Özgürlükçü Hukukçular Derneği’ne üye olmalarından dolayı “Örgüte Üye Olmak” suçundan haklarında yürütülen soruşturma gerekçe gösterilerek gözaltına alınan 57 kişinin müdafiliklerini üstlenmesini yasaklayan bir karar aldı.

VOA Türkçe ’ye konuşan Gaziantep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı ve dosyada adı geçen bazı avukatlar, alınan kararın hukuksuz olduğunu ifade ederek, 4 yıl önce açılan soruşturmanın bir an önce kapatılması ve avukatların müdafilik kısıtlamalarının kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Verilen kararın hukuksuz olduğunu belirterek baro olarak bir üst mahkemeye itirazda bulunduklarını ifade eden Gaziantep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı, “Ancak itirazımız üst mahkeme tarafından reddedildi’’ dedi.

Alınan kararı yakışıksız ve hukuka aykırı olarak niteleyen Baro Başkanı Şarklı, “2016 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan bir derneğin faaliyetleri gerekçe gösterilerek 11 meslektaşımız hakkında böyle bir kısıtlama kararı verilmesi son derece yakışıksız ve hukuka aykırı bir durum. Çünkü avukatlar bu savunma mesleğini icra ediyorlar. Bu mesleği icra ederken elbette bu dosyalarda müdafiliğin gerektirdiği iş ve işlemleri yapmak zorundalar. Ayrıca bu insanlar bir şekilde bürolarını geçindirmek ve ekonomik giderlerini de bu şekilde gidermek zorundalar. Bu konuda eleştirdiğimiz nokta, 2016 yılında açılan bir soruşturma neticesinde 4 yıl geçtikten sonra böyle bir kısıtlama kararının verilmesinin yanlışlığıdır. O tarihte açılan soruşturma 4 yıl boyunca neden bekletildi? Bununla ilgili varsa Savcı Bey elindeki delillerle, bir dava açabilir ya da takipsizlik kararı verebilir. Dava açısından bazı meslektaşlarımız elbette yargılanır, ceza alabilir ya da beraat edebilir’’ diye konuştu.

“AİHM’in ‘Makul sürede yargılanma ilkesinin ihlali demektir”

Avukatlar hakkında 4 yıl önce açılan soruşturmanın bu kadar uzamasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ilkelerinin ihlali olduğuna dikkat çeken Baro Başkanı Şarklı “Sonuç olarak bu arkadaşlarımız bu süre zarfında da görevlerini yerine getiren meslektaşlarımız. Yani Gaziantep’te ofisleri olan, her gün adliyede olan avukatlar. Peki neden ifadelerine başvurmak için 4 yıl beklenildi? Sırf bir savcılık hazırlık dosyası gerekçe gösterilerek yapılmış olması hem evrensel hukuk kuralları açısından, hem savunmanın görevini yerine getirmesi açısından ciddi anlamda hak ihlali. Ayrıca meslektaşlarımızın hem maddi hem de manevi olarak zarara girmesi demektir. Bu avukat arkadaşlarımızın seçme hakkı da elinden alınmış oluyor. Mesela Gaziantep’te geçtiğimiz hafta yapılan operasyonda alınan ve gözaltında bulunanlara yönelik suçlamalar yöneltilmiş, avukat arkadaşlarımızın da bu dosyada müdafilik yapma görevleri elinden alınmış oldu. Yani orada hak arama açısından vatandaşların belki de bu meslektaşlarımız yönünde tercihlerini engellemiş oldunuz. Bu yapılan tamamıyla hukuksuz. Evrensel hukuk ilkelerine göre şüpheye dair ellerinde bir delil varsa dava açılmamış olması hukuksuz verilmiş bir karar olduğunu gösteriyor’’ ifadelerini kullandı.

“Kasıtlı yaklaşım eşitlik ilkesine aykırıdır”

Kısıtlama kararının kendilerince hiçbir hukuki dayanağı olmadığının altını çizen dosyadaki avukatlardan Berivan Özpolat, “Biz böyle bir soruşturma dosyasının varlığından dahi bu kısıtlama kararıyla birlikte haberdar olduk. Soruşturma dosyası 4 yıl önce açılmış. Kısıtlama kararı getirilen bütün avukatlar ben de dahil olmak üzere her gün adliyede olmamıza, kolaylıkla ifadeye çağırılabilmemize rağmen şu ana kadar savcılık tarafından ifadelerimizin alınması yönünde hiçbir girişimde bulunulmamıştır.

Bu soruşturma dosyasında 4 yıl içerisinde kolaylıkla hukuki işlemler yapılabilinirdi. Yapılması gerekenler yapılmış olsaydı şimdiye kadar dosya da sonuçlanmış olurdu. Dosyayı sürüncemede bırakarak, suçun şüphelisi olarak atfettikleri kişileri dahi haberdar etmeden, kısıtlama kararının kendisini bize tebliğ etmeden, arama yapılan parti binaları önüne giden avukat arkadaşlarımıza ‘Hakkınızda kısıtlama kararı var. Siz bu dosyada avukatlık yapamazsınız’ diyerek kasıtlı bir yaklaşım ortaya koymaları eşitlik ilkesine aykırıdır” şeklinde konuştu.

“Kararı polislerden öğrendik”

ÖHD’nin 2016 yılında kapatıldıktan sonra üyelerinin büyük çoğunluğu hakkında soruşturma başlatıldığını ancak, savcılıkta sorgulattıkları zaman haklarında açılmış bir dosyanın görünmediğini anlatan avukat Mehmet Alagöz ise “Soruşturmanın varlığından 14 Kasım’da haberdar olduk. O gün vekaletnameleri bizde olan birçok müvekkilimizin evine baskınlar yapıldı. Biz evlere gittiğimiz zaman aramalara katılamayacağımız tarafımıza polislerce söylendi. Getirilen kısıtlama kararının son operasyonda gözaltına alınan kişilere sorulan sorulardan anladığımız kadarıyla hukuksuz olan HDP operasyonunun ifşasının önüne geçme noktasında alınan bir karar olabileceğini düşünüyorum. Bunların bir şekilde gün yüzüne çıkarılması, emniyet ve sorgu hakimliğinde tartışılması bizler tarafından yapılacaktı. Çünkü kişilerin vekaletnameleri bizdeydi. Bu kararla bunun önüne geçilmek istendi” ifadelerini kullandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here