Estetik cerrahinin geleceği, vücudun kendi biyolojisiyle uyumlu rejeneratif yaklaşımlarda yatıyor. Prof. Dr. Ahmet Karacalar, yüz germe ve gençleştirme yöntemlerinde başarının artık yalnızca cilt yüzeyine değil, yüzün derin destek yapılarının doğru konumlandırılmasına bağlı olduğunu vurguluyor.
DOĞALLIK VE KALICILIK İÇİN YENİ REFERANS: DERİN SMAS LIFT
Modern yüz germe cerrahisinin en etkili yöntemlerinden biri olan Derin SMAS Lift tekniği, doğal ve kalıcı sonuçlarıyla öne çıkıyor. Prof. Dr. Ahmet Karacalar, tekniğin felsefesini şöyle açıklıyor: “SMAS, yumuşak dokuları destekleyen kritik bir anatomik yapıdır. Derin SMAS Lift’te cilt yüzeysel olarak gerilmek yerine, yaşlanma sürecinde yer değiştiren derin dokular anatomik planlarına uygun şekilde yukarı taşınır. Bu yaklaşım, yüz ifadesini koruyan, yapay görünümden uzak ve doğal bir gençleşme sağlar.”
Karacalar, ileri cerrahi deneyim ve detaylı anatomik bilgi gerektiren bu tekniğin; orta yüz, yanaklar, çene hattı ve boyun bölgesinde etkili toparlanma sağladığını, yüzün genel dengesini ve konturunu güçlendirdiğini belirtiyor.
DOĞANIN KENDİ NANOTEKNOLOJİSİ: EKSOZOMLAR
Prof. Dr. Karacalar, cerrahi işlemlerin hücreler tarafından salgılanan 30-150 nanometre çapındaki eksozomlarla desteklenerek yeni bir seviyeye ulaştığını ifade ediyor. “Eksozomlar, doğanın kendi nanoteknolojisidir. Hücrelerin milyarlarca yıldır kullandığı bu sistem, modern nanoteknolojiye ilham vermekte ve yeni nesil biyoteknolojik çözümlerin önünü açmaktadır” diyen Karacalar, eksozomların sağlık ve biyoteknoloji alanındaki geleceği şekillendirdiğini vurguluyor.
ŞEKİL DEĞİŞİKLİĞİ VE HÜCRESEL İYİLEŞME BİR ARADA
Yüz germe operasyonlarının şekil değişikliğine odaklandığını hatırlatan Karacalar, eksozom gibi rejeneratif yaklaşımların hücresel düzeyde iyileşmeyi destekleyerek cildin elastikiyetini, parlaklığını ve dayanıklılığını artırdığını söylüyor.
Entegre yaklaşımın avantajlarını özetleyen Prof. Dr. Ahmet Karacalar, “Yüz germe ameliyatlarında sadece sarkmış dokuların toparlanması değil; eksozom sayesinde cildin elastikiyetinin artması, ince kırışıklıkların azalması ve cilt dokusunun gençleşmesi, sonuçların daha uyumlu ve uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Ayrıca cerrahi sonrası iyileşme sürecini hızlandırarak morluk, ödem ve komplikasyon risklerini azaltabiliyor. Bu, hem hasta memnuniyetini artırıyor hem de estetik cerrahinin güvenlik profilini güçlendiriyor” dedi.






