TTB Güney İlleri Tabip Odaları Bölge Toplantısı Gaziantep’te gerçekleştirildi

0
25

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Güney İlleri Tabip Odaları Bölge Toplantısı, Gaziantep-Kilis Tabip Odası’nın ev sahipliğinde Gaziantep’te gerçekleştirildi. Toplantıya Adana, Mersin, Adıyaman, Osmaniye, Hatay ile Gaziantep-Kilis tabip odalarının yönetici ve aktivistleri katıldı. TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap’ın yanı sıra Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı, Dr. Ayşegül Ateş Tarla, Dr. Mehmet Şerif Demir ve Dr. Nilüfer Ustael de toplantıda yer aldı.

YEREL GÜNDEMLER VE İŞÇİ SAĞLIĞI MASAYA YATIRILDI
Divanın oluşturulması ve bölge tabip odalarının yerel gündemleri ile eylem ve etkinliklerine dair bilgi paylaşımlarıyla başlayan toplantıda, işçi sağlığı ve işyeri hekimliği alanında yaşanan sorunlar da ele alındı. TTB Etik Kurulu ve TTB İnsan Hakları Kolu üyesi Dr. Taner Özbenli, Türkiye’deki sağlık ortamına ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı.
14 MART TIP HAFTASI ÖNCESİ DEĞERLENDİRME VE EYLEM PLANLAMASI
14 Mart Tıp Haftası öncesinde Türkiye’de sağlık alanında yaşanan sorunların ve sürecin değerlendirildiği toplantıda, Tıp Haftası kapsamında gerçekleştirilecek eylem ve etkinlikler de gündeme alındı.
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI: “KRİZİN FATURASI HALKIN VE SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN SIRTINDA”
Toplantı kapsamında ekonomik kriz ve yoksullaşmaya ilişkin ortak bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamanın tamamı şöyle:
“Ülkemizde ekonomik kriz derinleşirken hayat pahalılığı, gelir kaybı ve belirsizlik toplumun geniş kesimlerini hızla yoksullaştırmaktadır. Kira, gıda, enerji ve ulaşım giderleri artarken; ücretler erimekte, sabit gelirli yurttaşlarımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Bu tablo yalnızca “ekonomik bir sorun” değil; sağlık hakkını doğrudan zedeleyen, eşitsizliği büyüten bir sosyal krizdir.
Toplumsal yoksullaşma yalnızca cüzdanları değil, yaşamın bütününü daraltmaktadır. Aileler gıdadan barınmaya, ulaşımdan eğitime kadar her alanda temel ihtiyaçlarını bile karşılayamazken, bunun bedelini çocuklar, yaşlılar, kronik hastalar ve kırılgan gruplar ödemektedir. Yetersiz beslenme, güvensiz barınma, artan borçluluk ve işsizlik; ruh sağlığını bozmakta, hastalık riskini artırmakta ve toplumun genel iyilik halini hızla aşağı çekmektedir.
Toplumsal yoksullaşmayı derinleştiren bir diğer başlık ise dünyadaki savaş çılgınlığı ve bölgemizi doğrudan etkileyen çatışma iklimidir. Süregelen bölgesel savaşlar neticesinde ekonomik çöküş derinleşirken, krizlerin maliyeti yine geniş halk kesimlerinin omuzlarına yüklenmekte; yoksulluk daha görünür ve daha yaygın hale gelmektedir. Savaşın gölgesinde yükselen harcamalar ve güvenlikçi öncelikler, sosyal devletin temel alanlarını -özellikle sağlık, eğitim ve sosyal destekleri- ikinci plana itme riski taşımaktadır; oysa toplum sağlığı, barış kadar istikrar ve adaletli paylaşımın da ürünüdür.
Bu koşullarda sağlık hizmetine duyulan ihtiyaç artarken, aynı anda hizmete erişim zorlaşmakta; böylece yoksulluk kısır döngüsü daha da derinleşmektedir. İnsanlar muayeneyi, tetkiki, ilacı ve düzenli takibi erteliyor; daha ağır tablolarla sağlık kuruluşlarına başvuruyor. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itiliyor; hastalık yükü artıyor.
Hekimler ve sağlık emekçileri de bu krizden herkes gibi etkilenmektedir. Hekim ücretleri enflasyon karşısında değer kaybetmiş; gelir yapısı ek ödeme ve performans kalemlerine bağımlı, öngörülemez hale gelmiştir. Özelde çalışan hekimler artan kira ve işletme giderleri altında ayakta kalmaya çalışırken, kamuda çalışan hekimlerde geçim sıkıntısını giderek daha ağır yaşamaktadır.
Son dönemde çıkarılan düzenlemeler, çözüm üretmek yerine yükü büyütmektedir. Son torba yasayla, ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlarına yıllık harç yükümlülüğü getirilmesi; muayenehane hekimleri için yeni bir mali baskı kalemi yaratmıştır. Bu yaklaşım, ekonomik krizde sağlık hizmetini ayakta tutmaya çalışan hekimleri desteklemek yerine cezalandırmakta; nihayetinde hizmetin maliyetini artırarak halkın erişimini daha da zorlaştırma riski taşımaktadır.
Buradan çağrımız nettir: Krizin faturasını toplumun ve sağlık emekçilerinin sırtına yükleyen politikalardan vazgeçilmelidir. Hekimlerin gelir kaybını telafi eden, öngörülebilir ve güvenceli bir ücret sistemi kurulmalı; özel sağlık hizmeti sunumunda artan maliyetleri körükleyen harç ve benzeri yükler gözden geçirilmelidir. Sağlık hizmeti piyasaya değil, kamu yararına göre planlanmalıdır.
Güney İlleri Tabip Odaları olarak; hekimlerin ekonomik güvencesini ve halkın sağlık hakkını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz