15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde, üniversitelerdeki FETÖ yapılanmasıyla yürütülen mücadelenin yeterliliği yeniden tartışmaya açıldı. Eski Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, FETÖ nedeniyle işlem gördüğünü belirttiği bir akademisyen için iki kez kişiye özel profesörlük kadrosu açıldığını öne sürdü.

“ŞARTLARI TAŞIMADIĞI JÜRİ RAPORLARIYLA BELİRTİLDİ”
2016-2020 yılları arasında üniversitenin rektörlüğünü yapan, şu an aynı üniversitedeki Tıp Fakültesi’nde Dahili Tıp Bilimleri bölümünde görev yapan Prof. Dr. Ali Gür, FETÖ nedeniyle işlem gördüğünü belirttiği bir akademisyen için, gerekli şartları taşımadığı yönündeki jüri raporlarına rağmen iki kez kişiye özel profesörlük ilanı açıldığını öne sürdü. Üniversitelerdeki mücadeleyi Odatv’ye değerlendiren Gür, “Bazı yerlerde FETÖ ile mücadele ‘mış gibi’ yapılıyor, bazı yerlerde ise aleni şekilde destek veriliyor” dedi.
“İKİ KEZ ÖZEL PROFESÖRLÜK KADROSU AÇILDI”
Ali Gür, önceki paylaşımında gündeme getirdiği profesörlük kadrosuna ilişkin iddialarını yaptığı açıklamada da sürdürdü.
KHK kapsamında FETÖ nedeniyle işlem gördüğünü ve ihraç edildikten yaklaşık altı yıl sonra görevine döndüğünü belirttiği bir akademisyen için iki kez kişiye özel profesörlük ilanı açıldığını öne süren Gür, şunları söyledi:
“Ben bunu yeni yazmıyorum, üç-beş yıldır takip ediyorum. Bu kişi için aleni şekilde iki defa özel kadro ilanına çıkıldı. Jüriler iki defa şartları tamamlamadığını rapor etti. Sonunda mahkemenin bağımsız olarak belirlediği jüriler de bu kişinin şartları karşılamadığı yönünde rapor gönderdi.”
Gür, söz konusu kişinin doçentlik aşamasındayken ihraç edildiğini belirterek, görevine döndükten sonra neden doğrudan profesörlük kadrosu açıldığının açıklanması gerektiğini savundu.
“Şartları taşımadığı kaç defa tespit edilen ve FETÖ’den ihraç edildikten yıllar sonra geri dönen bir kişi için neden iki defa profesörlük kadrosu açarsınız?” diye soran Gür, “Böyle bir risk alıyorsanız aranızda nasıl bir ilişki var? Tehdit veya şantaj altında mısınız? Başka bir açıklaması varsa çıkıp söylesinler” dedi.

“KURUMLAR GEREĞİNİ YAPMALI”
Üniversitelerdeki iddialar karşısında yetkili kurumların harekete geçmesi gerektiğini belirten Gür, konuyu Yükseköğretim Kuruluna taşıdığını söyledi.
Gür, rektörlerin görevleriyle ilgili soruşturma yetkisinin Yüksek Öğretim Kurulunda (YÖK) bulunduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:
“Ben YÖK’e şikâyet ettim. Ancak ‘Mahkeme süreçleri devam ediyor, biz bir şey yapamayız’ deniliyor. Ne alakası var? Burada mahkeme sürecinden bağımsız olarak incelenmesi gereken açık iddialar var. İşin içerisinde rektör olunca soruşturmayı ancak YÖK yapabilir.”
Ali Gür, yıllardır kamuoyu önünde ağır iddialar dile getirmesine rağmen herhangi bir soruşturma yürütülmediğini de savundu.
“Dört-beş, hatta altı yıldır bunları alenen yazıyorum. Ne YÖK’ten ne de savcılıklardan biri çıkıp ‘Neye dayanarak bunları yazıyorsun, belgelerin nedir?’ diye sordu. Hakkımda suç duyurusunda bulunabilirler, soruşturma açabilirler veya en azından ‘Böyle bir şey yok’ diyebilirler. Bunların hiçbiri yapılmadı” ifadelerini kullandı.
“MÜCADELE EDENLER İTİBARSIZLAŞTIRILIYOR”
Ali Gür, FETÖ ile mücadele eden akademisyen ve yöneticilerin ise çeşitli yöntemlerle etkisizleştirilmeye çalışıldığını öne sürdü.
Gür, “Bu yapıyla mücadele eden insanlar itibarsızlaştırılıyor. FETÖ’ye karşı çıkmayacak, gerektiğinde bu yapılarla yan yana gelebilecek kişiler görevlere getirilerek alan açılıyor” dedi.
Üniversite yönetimlerinde liyakat ve bağımsız hareket edebilme gücünün önemine dikkati çeken Gür, kendisine güvenen ve işini bilen yöneticilerin hukuka aykırı taleplere karşı çıkabileceğini söyledi.
Gür, “İşini iyi yapan, kendine güvenen bir yöneticiye hukuka aykırı bir talimat verdiğinizde ‘Ben bunu yapmam’ diyebilir. Ancak özgüveni bulunmayan, zayıf yönleri olan kişiler belirli görevlere getirilirse onlara istedikleri işleri yaptırabilirler. FETÖ ve benzeri yapılanmalar da bundan yararlanır” diye konuştu.

“SİYASİ KORUMA KALKANI OLMASA BU CESARETİ GÖSTEREMEZLERDİ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın FETÖ ile mücadele konusundaki tavrından şüphe duymadığını belirten Gür, buna karşılık örgütle bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü kişileri koruyan çevrelerin bulunduğunu savundu.
Ali Gür, “Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki tavrından hiç tereddüdüm yok. Ancak bazı kişilerin bazı kişiler tarafından koruyup kollandığını görüyoruz. Siyaset bir koruma kalkanı oluşturmasaydı bunlar bu kadar cesaret gösteremezdi” ifadelerini kullandı.
Gür, açıklamasının devamında, “Maalesef bu işin arkasında siyaset var. Açık söylüyorum” dedi.
“BU KİŞİYE NEDEN BU KADAR İHTİYAÇ DUYULDU”
Ali Gür, önceki paylaşımında da dile getirdiği akademik teşvik dosyaları iddiasını telefon görüşmesinde yineledi.
FETÖ nedeniyle ihraç edildiğini belirttiği akademisyene yalnızca özel kadro açılmadığını, söz konusu kişinin rektörlük binasına getirilerek kendisi ve yakın çalışma arkadaşlarının akademik dosyalarının inceletildiğini ileri süren Gür, şunları söyledi:
“FETÖ’den ihraç edilmiş bir kişiye özel kadro açmakla kalmıyorsunuz. Onu rektörlüğe getirip önüne dosyalar koyarak ‘Buradan bir şey bul’ diyorsunuz. Bu kişiye bunu yaptıracak nasıl bir bağınız var? Bu kişi sizi tehdit mi ediyor, şantaj mı uyguluyor? Başka bir ilişkiniz mi var? Başka bir açıklama varsa çıkıp söylesinler.”
Gür, üniversitelerde FETÖ ile mücadelenin yalnızca mahkeme kararlarına bırakılamayacağını belirterek, idari ve siyasi sorumluluğu bulunan kurumların da harekete geçmesi gerektiğini söyledi.






