Seydi MİROĞLU

Bazı durumlarda ülkenin geldiği konjonktür gereği yeni bir parti kurma, yeni bir lider arayışını beraberinde getirir. Bu bir zarurettir. Bazı durumlarda ise bir keyfiyet.
Kuruldu, kuruluyor, kurulacak derken Ali Babacan partisinin lansman toplantısını yaptı. Kurucular kurulunu açıkladı. Partisinin ismini, misyonunu deklere etti. Beraberinde birçok tartışmayı da getirdi.
Davutoğlu’nun kurduğu partiden en azından bir yönüyle ayrıştığını söyleyebilirim. Davutoğlu’nun partisi daha çok ‘’rövanşist’’ odaklı bir anlayışa sahip iken Babacan’ın partisi ise (şimdilik) ‘’liberal’’bir çizgide.
Parti tüzüğüne, misyonuna baktığımızda başta AK Parti olmak üzere diğer partilerden pek farklı olduğunu söylemek doğru olmaz. Bir nevi kısmen ‘’revize’’ edilmiş klasik bir parti tüzüğü.
Toplumu heyecanlandıran hiçbir söylem, eylem, program yok.
Toplumun farklı kesimleri kapsayan bir anlayış beklentisi içine girenler hayal kırıklığına uğradı.
Sayın Erdoğan AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda yeni kurulan partilerle ilgili dikkat çeken ifadeler kullanarak “Yeni diye ortaya sürülen her sözde oluşum sadece AK Parti’ye olan ihtiyacı teyit ediyor onun ötesinde bir işe yaramıyor. Tek bir kare tek bir slogan üzerinden gerçek olmayan slogan üretenleri üzüntüyle seyrediyoruz. Milletimizin siyasi mühendisliklere de karalama korkutmaya dayalı eski siyaset yöntemlerine artık karnı toktur. Tıpkı sirkteki cambaz gibi herkes gösteriyi seyreder ama gösteri bitince her şey orada kalır.” dedi.
Erdoğan’a tamamen katılmakla birlikte şunu eklemek istiyorum; iktidar hedefinden uzak, Erdoğan karşıtlığından başka hiçbir şey söylemeyen bu partilerin ciddi bir varlık göstereceğini düşünmüyorum. Ammaa, Başkanlık sistemi gereği Yüzde 50 artı 1’den dolayı alacakları her bir oy önem taşımakta. Daha da önemlisi alacakları bu oyların hangi partiden koparacakları.
Siyasi dengeler gereği yeni bir oluşum, yeni bir denklem söz konusu olabilir. Deva, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi hatta Saadet Partisi bu denklemde beraber yer alabilirler.
Abdullah Gül’ün ortalarda görünmemesi, sessiz kalması, Babacan’la aralarının açıldığı dedikoduları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘’Çatı Aday’’ çalışmalarının alt yapı çalışmaları olabilir.
Kendilerini değiştiremeyenlerin ülkenin kaderini değiştirmesini beklemek saflık olur.
İşin özüne bakıldığında bütün bu teorilerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği Erdoğan’ın kongre sürecinde yapacağı değişim ve dönüşüme bağlı.
Evet, dağ fare doğurdu fakat AK Parti kadroları rehavete kapılıp, kibir denizinde yüzerlerse Erdoğan’a ve millete en büyük kötülüğü yapmış olurlar.
ŞAKA GİBİ
İradesine başvurulmadan CHP’li 20 Vekilin Meral Akşener’in partisine devşiren CHP yakın dönem siyasi tarihinin en büyük utancına sebebiyet vermişti.
Erdoğan karşıtlığının dışında ciddi bir muhalif argüman üret(e)meyen CHP her fırsatta mavi boncuk dağıttığı HDP’ye olan yakınlığını, işbirliğini reddetmişti. İYİ Parti içindeki milliyetçi muhafazakar vekillerin ‘’Siz HDP ile gizli ittifak kurdunuz’’ sözlerine ‘’Hayır, öyle gizli, örtülü bir ittifak kurmadık’’ cevabı HDP Bolu İl Başkanı İbrahim Yolci’nin “CHP, 31 Mart’ta verdiğimiz 4 bin oyu iade etsin” diyerek savcılığa başvurmasıyla, ayyuka çıktı.
İlerleyen günlerde ‘’örtülü ittifak’’ yaptıkları başka yerlerde buna benzer haberler çıkarsa hiç şaşırmam. CHP’li bir İl Başkanı’nın çıkıp ‘’31 Mart Yerel Seçimlerinde HDP’ye verdiğimiz bilmem ne kadar oyu geri istiyoruz’’ demesine hiç şaşırmam.
VIZ GELİR
Daha önce yazmıştım. Corona Virüs nedeniyle Çin’de yaşayan 42 vatandaşımızı başarılı bir operasyonla tahliye ederek Türkiye’ye getiren Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca büyük bir iş başarmıştı.
Sonrasında ülkemizde görülen vaka sebebiyle paniğe kapılan, marketlerin raflarını boşaltıp evinde stok yapanlar hükümetimize güvensinler.
Fahrettin Koca’nın kişisel çabaları ve öncesinde almış olduğu önlemler bizleri rahatlatıyor. Sağlık personellerini önceden virüs ile ilgili eğitime tabi tutması, ‘’Bilim Kurulu’’ oluşturması, vatandaşlarımızı sakin olmaya çağırması oldukça güven verdi.
Ülke olarak sakin olmamız, paniğe kapılmamamız lazım.
Ne bileyim Fahrettin Koca’nın bu yaklaşımı bana oldukça güven verdi.
Tebrikler sayın Koca.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here