KURTLAR VADİSİ – GAZİANTEP

0
589

M. Hanifi KILIÇ

Geçtiğimiz günlerde adliye koridorlarından sızan haberler, Türkiye’nin bir dönem ekran başına kilitlendiği o meşhur yapımı, Kurtlar Vadisi’ni yeniden gündemin tam ortasına yerleştirdi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılındaki cezaevi ölümünü yeniden masaya yatırarak dizi senaristlerinin ifadesine başvurması, sıradan bir adli olay değil; adeta geçmişin puslu sayfalarının yeniden aralanmasıdır. Bilirkişi heyetlerinin dizideki şifreleri, plakaları ve “Kazım Kaşifoğlu” karakterini incelediği bu süreç, bize ekranlardaki o “kurgu” dünyasının aslında ne kadar gerçek, ne kadar can yakıcı olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Peki, bu puslu vadinin Gaziantep ile bağı ne? Bu şehir sadece sanayisiyle, gastronomisiyle değil; o karanlık dönemlerin labirentlerinde de her zaman stratejik bir kavşak noktası oldu. Gelin, hafızamızı biraz tazeleyelim.
SEMPATİK KARAKTER HALO DAYI VE GAZİANTEPLİ MÜTHİŞ TÜRK GERÇEĞİ
Dizinin en sevilen, en çok bağra basılan karakterlerinden biri hiç şüphesiz Halo Dayı (Halil İbrahim Kapar) karakteriydi. Ekran karşısında Polat Alemdar’ın helikopterle cezaevinden kaçırdığı o sempatik ama tescilli kaçakçının arkasında, yeraltı dünyasında “Gaziantepli Halil Havar” olarak nam salmış, hemşehrimiz olan gerçek bir aktör vardı.
Ünlü silah kaçakçısı Mehmet Havar’ın oğlu olan ve bir dönem Gaziantepspor Kulübü Başkanlığı da yapan Halil Havar, sınır ötesi uyuşturucu trafiğini elinde tutan, 1991 yılında Hollanda’daki Leeuwarden Cezaevi’nden tıpkı dizideki gibi İtalyan mafyasının kiraladığı bir helikopterle kaçarak dünya bültenlerine oturan o meşhur isimdi. Adı daha sonra Türkiye tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonları olan Lucky-S ve Kısmetim-1 gemisi baskınlarına da karışan Havar, yabancı basında “Müthiş Türk” lakabıyla anılıyordu.
Pek çok kişinin sorduğu bir soru var: “Gerçekte tonlarca uyuşturucu kaçıran bu baron, dizide neden bu kadar sempatik gösterildi?” Aslında buradaki tezatlık, popüler kültürün ve senaryo matematiğinin bir oyunuydu.
Seyfo Dayı ve Hüsrev Ağa gibi sevilen karakterlerin diziden ayrılmasının ardından oluşan boşluğu doldurmak için Halo Dayı halk tarzı deyişleri, “Beyaz oğlum” gibi ünlü aforizmalarıyla sevimli bir “ihtiyar delikanlı” olarak kurgulandı. Bu yolla, gerçeğin o zehirli, karanlık uyuşturucu dünyası kurgusal bir tontonlukla perdelenmiş oldu.
SUSURLUK SARMALI, FARİS SARIYAYLA VE MEHMET ALİ YAPRAK
Dizide Sefirlik Masası’nda yer alan ve Gaziantep kanadını temsil eden Faris Sarıyayla karakterini hatırlar mısınız? O karakter, 90’lı yılların Susurluk sarmalında adı en çok geçen Gaziantepli iş insanı Mehmet Ali Yaprak’ın birebir prototipiydi.
Gaziantep’te Yaprak TV’nin sahibi olmasının yanında Anadolu Basın Birliği Genel Başkanlığı görevini de yürüten Mehmet Ali Yaprak, 1996 yılında Abdullah Çatlı’nın ekibi tarafından fidye amacıyla kaçırılmıştı. Peki, bu kaçırılma olayının arkasında kimler vardı?
Olayın en can alıcı noktası tam da burası: Susurluk Skandalı MİT Raporu’na ve itiraflara göre, Yaprak’ın kaçırılmasında dönemin bazı emniyet yetkililerinin yanı sıra, devlet içi istihbarat yapıları ve MİT ile çalışan bazı karanlık figürlerin adı doğrudan geçti. Mehmet Ali Yaprak, sivil-polis-istihbarat üçgenindeki bu derin hesaplaşmanın kurbanı oldu.
Dizide Polat Alemdar’ın ellerinde son bulan Faris Sarıyayla’nın aksine, gerçek hayattaki Mehmet Ali Yaprak’ın sonu çok daha karanlık ve şüphe uyandırıcıydı.
Yaprak, cezaevinde bulunduğu sırada, ardında yüzlerce soru işareti bırakarak şüpheli bir şekilde hayata gözlerini yumdu; hatta o dönem bu ölümün açık bir “susturma operasyonu” ve cinayet olduğu iddiaları yüksek sesle dillendirildi.
Faris Sarıyayla karakteri dizide 1 Nisan 2004 tarihinde, gerçek hayattaki karşılığı olan Mehmet Ali Yaprak ise 4 Ocak 2004 tarihinde öldü. Tarihlerin bu kadar yakın olması dikkat çekici değil mi?.
KURTLAR VADİSİ IRAK VE DERİN LOJİSTİK AĞ
Gaziantep’in bu derin yapımdaki rolü sadece karakterlerin ilham kaynağı olmakla da sınırlı kalmadı. Sinema tarihine geçen, çuval hadisesinin intikamının alındığı “Kurtlar Vadisi Irak” filminin o tozlu, gerilimli sınır ötesi sahneleri nerede çekildi sanıyorsunuz? Gaziantep’imizin Nizip ve Karkamış ilçelerinde, özellikle Soylu köyünde kurulan dev platolarda… Şehir, o dönem adeta gerçek bir sinema üssüne dönüştü.
Peki o dönem çekimlere kimler destek verdi? Dönemin aralarında bakanların da olduğu bazı siyasetçileri bizzat Gaziantep’teki setleri ziyaret ederek projeye açık siyasi destek sunmuştu. Gaziantep Valiliği, yerel belediyeler ve bölgenin önde gelen bazı iş insanları ile lojistik firmaları da setin kurulması, güvenliği ve ihtiyaçları için seferber olmuştu.
Günümüzde, dizinin son adli sürecinde masaya yatırılan “FETÖ bağlantısı ve propaganda” iddiaları göz önüne alındığında, o dönem yerel düzeyde veya lojistik anlamda yapıma prim ve destek sağlayan bazı bürokratik/yerel figürlerin ilerleyen yıllarda FETÖ soruşturmalarına dahil olup olmadığı hususu, bugünkü savcılık incelemelerinin de en hassas düğümlerinden birini oluşturuyor.
Polat Alemdar’ın Halep sokaklarındaki operasyonlarında yükselen o meşhur “Gazi Antep, Şehit Halep…” nidasının arkasındaki lojistik güç, bugün bambaşka bir hukuki mercekle süzülüyor.
PUS DAĞILACAK MI?
Bugün savcılık makamlarının dizideki şifreleri çözmeye, geçmişin faili meçhul ya da şüpheli ölümlerinin arkasındaki “senaryoları” incelemeye alması gösteriyor ki; Kurtlar Vadisi hiçbir zaman sadece bir televizyon dizisi olmadı. O dizi, bu ülkenin, bu bölgenin ve Gaziantep’in yakın tarihindeki karanlık labirentlerin aynasıydı. Senaristlerin “sadece tesadüf” açıklamaları ise kimseyi ikna etmedi.
Bakalım açılan bu yeni hukuki sayfa, vadinin pusunu dağıtmaya yetecek mi, yoksa karanlık daha da mı derinleşecek? Hep birlikte göreceğiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz