ALZHEİMER

3
172

SEYDİ MİROĞLU

Amcam ne zaman üniformalı bir asker görse yolunu değiştirir mesafesini uzatırdı. Hiçbir askeri tesisin, karakolun önünden bile geçmez gideceği yere farklı rotayla giderdi. Epey ilerleyen yaşına rağmen rütbesine bakmadan her askeri gördüğünde paniğe kapılmasına anlam veremez hep sorardım; neden amca? Hiç cevap vermez, gözünü kaçırırdı. Yıllar sonra anlattığı hikayesinde ‘’neden’’ sorusunun cevabını bulmuştum.
80 darbesinde suçlu suçsuz demeden gözaltına alınan gençlerden biriydi amcam. Bol işkenceli geçen bilmem ne kadar günün ardından mahkemeye çıkmadan, neyle suçlandığını bilmeden ‘’konuş’’ denildiğinde anlattı Murat Çavuşla tanıştığını. Ama ne tanışma? Tanışılanın ‘’memnun olunmadığı’’ zoraki bir tanışıklık. Murat Çavuşla amcam hemen hemen her gün sabah ve akşam buluşup dostluklarını pekiştirmiş. İçildiğinde kırk yıl hatırı olan kahve yerine basınçlı hortumlarla yıkanan amcam çok sevmiş Murat Çavuşu. Buluştuklarında, evin baş köşesine oturtulmak için gösterilen minder yerine elektrikli sandalyeler varmış. Buluştuklarında, yatıya kalan misafire serilen atlas yatak yerine falaka varmış. Murat Çavuşla amcamın epey bir derinleşen dostlukları yedi ay sonra aniden ‘’bugün çıkıyorsun, suçun yokmuş’’ denilip bırakılmasıyla orada noktalanmış. Fakat yüzbinlerce insan gibi işkenceden geçen amcam o dostluğun o yaşanmışlıklarını ruhunun derinliklerinde her zaman hissedip, saklamış.
Yakın dönem siyasi tarihimize baktığımızda da görüyoruz, 60 Darbesi, 12 Mart Muhtırası, 80 Darbesi, 28 Şubat süreci, İrticayla Eylem Planları, 27 Nisan, 15 Temmuz ihanet süreci. İsimleri herkes tarafından bilinen Orgeneral Cemal Gürsel, Rüştü Erdelhun, Memduh Tağmaç, Faruk Güler, Muhsin Batur, Celal Eyicioğlu, Orgeneral Kenan Evren, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya , Nejat Tümer, Sedat Celasun, Orgeneral Çevik Bir, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Güven Erkaya, Doğu Aktulga, Erol Özkasnak, Akın Öztürk, Mehmet Dişli, Semih Terzi ve daha sayamadığımız işkenceci ve ihanetçileri.
Türkiye de geçmiş dönemlerde sivil ve askeri vesayet dönemi yaşandı. Askerlerin her mikrofon uzatıldığında aklına geleni söylediği, siyasi ve sosyo-ekonomik gündemi belirlediği, Başbakana, kabinede şu olacak, şu olmayacak diye isimlerin verildiği, ülkenin iç ve dış politikasının belirlendiği dönemler hepimizin dimağında.
Askeri vesayet, canlı kalan parçasından kendini yeniden üretti ta ki sayın Erdoğan’a kadar. Siyaseti bir kenara bırakarak partiler üstü konuşuyorum. Ak Parti ile beraber yıllarca darbelere, muhtıralara, darbe girişimlerine zemin hazırlayan askeri vesayet ortadan kaldırıldı. Hani o meşhur Askeri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesiyle ilgili değişiklik yapıldıktan sonra demokratikleşmeyi, daha öteye taşıyacak Ak Parti’nin samimiyetini sorgulamayı artık bırakmalıyız.
Erdoğan’a karşı ideolojik tavır içinde olanların bu düşmanlıklarını, her demokratikleşme adımının arkasından hemen ama diye başlayan eleştiri cümlelerini kuranları anlamak mümkün değil.
Daha düne kadar Türkiye, faili meçhullerle, provokasyonlarla, siyasi cinayetlerle ve işkencelerle anılan bir ülkeydi. Bütün bu karanlık yapılanmaların üzerindeki örtüyü Erdoğan kaldırmıştır. Ak Parti iktidarının demokratikleşme rotasındaki kararlılığı, geçmişin zor günlerini geride bırakarak “askeri vesayeti” tarihin çöplüğüne emanet etmiştir.
Ayrıca vesayetin son kalıntılarını temizleyen Erdoğan sayesinde bir zamanlar adını ezberlediğimiz, kötü anıların kahramanı Murat Çavuş gibileri başta olmak üzere birçoğunun adını unutturdu.
Sahi, Genelkurmay Başkanının adı neydi?
MADEM RÜZGARI ARKAMIZA ALDIK YELKENLERİ AÇALIM O ZAMAN.
Sessiz sedasız İl Başkanı oldu. Kent için yapmış olduğu öneriler, iddialı ve tartışmalı açıklamalar ile tanımaya başladık.
İyi Parti Gaziantep İl Başkanı Oğuz Hocaoğlu.
Şu sıralar Gaziantep’te en çok konuşulan, en çok gündemde olana ve en çok gündem oluşturan kişi.
Gaziantep’te ‘’uyuşturucu içme merkezi’’ yapılmasından tutun da rahmetli Korkut Küçükcan’ın ölümü ile ilgili Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’na karşı yapmış olduğu ‘’istifa et’’ çağrısına kadar, Ak Parti İl Başkanı Eyüp Özkeçeci ile medya üzerinden girmiş olduğu söz düellosundan tutunda ‘’kentin sorunlarının çözümü için herkesle birlikte hareket etmeye hazırız’’ mesajına kadar enteresan ve bir o kadar da tartışma yaratan bir isim. Bu etkinlikte kişisel olarak başarılı muhalefet yapmasının yanında, muhalefet yapamayan diğer İl Başkanlarının da payı var.
Kendisinin deyimi ile, ‘’2011 yılında MHP Merkez Disiplin Kurulu üyesi iken, Ülkücü iktidar, Milliyetçi devlet özlemi ile Sayın Dr. Devlet Bahçeliyle görüşmüş ve Sayın Bahçeli ve ekibinin ülkücü iktidar hedeflemediğini belirtmiş; “ben Ülkücü iktidar istiyorum”, diyerek görevlerimden istifa etmiş; Sayın Bahçeli ve ekibini istifaya çağırmıştım’’ diyecek kadar açık yürekli birisi.
Gaziantep siyasi arenası yeni bir aktör kazanıyor. Bu aktör öyle yabana atılacak birisi değil. Söylediklerine katılmasanız bile dikkatle dinlemelisiniz. Benden söylemesi.

3 YORUMLAR

  1. ya bu adamda nasıl bir zeka, olaylarla bağlantı kurma becerisi var.
    bu adamın gerçek adı ne?
    ulusal gazetelerde yazan Antepli birimi?
    Ahmet Ümit ya da Oğuz Haksever bence.

  2. 28 Şubat sürecinde eşim türbanlı olduğu için gençliğimi verdiğim TSK dan haksız yere uzaklaştırıldım.
    Sayın Cumhurbaşkanımızın sayesinde rütbem ve haklarım geri verildi. bugünlerimize şükürler olsun. yeni nesil gençlik bu yazının içeriğinin belki anlamaz ama yaşamımın bir dönemini özetlemiş. kaleminize sağlık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz