Uzmanından 3-6 yaş arası eğitimine kritik uyarı

0
14

Çocuk Gelişimi Uzmanı Fulya Bican, 3-6 yaş döneminin çocuğun duygusal regülasyon, öz denetim ve dayanıklılık becerilerinin şekillendiği kritik bir evre olduğunu vurguladı. Bican’a göre bu dönemde kazanılan beceriler, yalnızca sınıf içi uyumu değil; ilerleyen yıllarda akademik başarıyı, ruhsal iyi oluşu ve sosyal ilişkileri de doğrudan etkiliyor.

DUYGUSAL REGÜLASYON BİLİŞSEL GELİŞİMDEN DAHA ÖNEMLİ HALE GELİYOR
Fulya Bican, erken çocukluk eğitiminde sadece bilişsel gelişime odaklanmanın yetersiz kaldığını belirterek, 3-6 yaş arasında duygusal regülasyon becerilerinin sistemli şekilde desteklenmesi gerektiğini ifade ederek, “Zeki ama regüle olamayan bir çocuk akademik olarak öne çıkabilir; ancak psikolojik açıdan kırılgan kalabilir. Geleceğin dünyasında yalnızca zekâ değil, duygusal güç, öz denetim ve dayanıklılık da belirleyici olacak” dedi.
“BU DÖNEM, KARAKTER MİMARİSİNİN KURULDUĞU EVRE”
Bican, güncel araştırmaların 3-6 yaş aralığında duygusal regülasyon, davranışsal öz düzenleme ve yürütücü işlevlerin hızlı gelişim gösterdiğini ortaya koyduğunu aktararak, bu dönemde sınıf iklimi, öğretmen dili, günlük rutinler ve aile tutarlılığının çocuğun kriz anındaki tepkisini doğrudan şekillendirdiğini söyledi.
Anaokulunu yalnızca harf ve sayı öğretme alanı olarak görmemek gerektiğini vurgulayan Bican, “Biz çocuklara sadece bilgi vermiyoruz. Beklemeyi, kaybetmeyi, zorlanınca dağılmamayı ve yeniden toparlanmayı öğretiyoruz. Asıl eğitim burada başlıyor” ifadelerini kullandı.
YALNIZCA SINIF DİSİPLİNİ DEĞİL, YAŞAM BOYU ETKİ
Erken çocuklukta regülasyon becerilerinin kısa vadede sınıf içi uyumu artırdığını, uzun vadede ise okul hazırbulunuşluğu, stresle baş etme kapasitesi, empati ve problem çözme becerileri üzerinde kalıcı etki yarattığını belirten Bican, “Bugün bir çocuğun sıraya girebilmesi, oyunda kaybettiğinde yıkılmaması, arkadaşının duygusunu fark edebilmesi küçük gibi görünüyor. Oysa bunlar ileride akademik sebatın, sosyal uyumun ve psikolojik dayanıklılığın temel taşlarıdır” diye konuştu.
DUYGUYU BASTIRMAK DEĞİL, YÖNETMEYİ ÖĞRETMEK GEREK
Modern çocuk gelişimi yaklaşımında duyguyu bastırmanın değil, çocuğun duygusunu tanımasına ve uygun biçimde yönetmesine yardımcı olmanın esas olduğunu vurgulayan Bican, yetişkin dilinin kritik rol oynadığını belirtti.
“Ağlama, sus, abartma demek yerine ‘Şu an zorlanıyorsun’, ‘Kızdığını görüyorum’, ‘Birlikte toparlanalım’ demek gerekir. Çocuk, önce yetişkinin desteğiyle regüle olur; zamanla bunu içselleştirip kendi davranışını yönetmeyi öğrenir” diyen uzman, okul ve evin aynı dili kurmasının önemine dikkat çekti.
ANAOKULLARINDA REGÜLASYON EĞİTİMİ NASIL KURULMALI?
Bican’a göre okul öncesi kurumlarda duygusal regülasyon eğitimi, tek seferlik etkinliklerle değil, günlük hayatın doğal akışına entegre edilen bir sistemle desteklenmeli. Yapılandırılmış nefes egzersizleri, duygu etiketleme çalışmaları, kısa dikkat ve toparlanma rutinleri, drama ve rol oyunları, sakinleşme alanları, öğretmen-psikolog iş birliği ile aile bilgilendirme programlarının birlikte kurgulanması gerekir.
“KURALSIZ ÖZGÜRLÜK DEĞİL, YAPILANDIRILMIŞ ÖZGÜRLÜK”
Son yıllarda çocuklarda düşük hayal kırıklığı toleransı, sabırsızlık ve sosyal geri çekilme gibi sorunların daha görünür hale geldiğini ifade eden Bican, çocuğu her zorlanmadan korumanın dayanıklılık üretmediğini vurguladı.
Bican, “Çocuğu her düşüşten korumak onu güçlendirmez. Güvenli sınırlar içinde zorlanma, bekleme ve yeniden deneme deneyimi dayanıklılığı artırır. Sınır koymak sevgisizlik değil, güvenli bir çerçeve sunmaktır. Kuralsız özgürlük değil, yapılandırılmış özgürlük sağlıklı gelişim getirir” şeklinde konuştu.
OKUL-AİLE İŞ BİRLİĞİ ŞART
Regülasyon eğitiminin etkili olabilmesi için okul ve ailenin ortak dil kurmasının zorunlu olduğunu belirten Bican, evde net kurallar, tutarlı rutinler, duygu etiketleme dili ve kriz anlarında basit toparlanma adımlarının uygulanması gerektiğini söyledi.
“BAŞARIYI NOTLA DEĞİL, KRİZ ANINDAKİ TEPKİYLE DE ÖLÇMELİYİZ”
Fulya Bican, geleceğin öne çıkan becerileri arasında duygusal dayanıklılık, öz denetim, problem çözme, empati ve iş birliğinin yer aldığını belirterek, başarı tanımının yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguladı.“Başarıyı yalnızca notla, erken okuma hızıyla ya da bilişsel performansla ölçemeyiz. Çocuğun kriz anında ne yaptığı, bekleyip bekleyemediği, zorlanınca dağılıp dağılmadığı, yeniden deneyip denemediği de en az akademik çıktı kadar önemlidir. Zeki ama kırılgan değil; güçlü, dengeli ve uyum becerisi yüksek bireyler yetiştirmek zorundayız” dedi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz