Kadooğlu: Suriye’ye en çok ihracat Gaziantep’ten yapıldı

0
16

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) kayıtlarına göre, Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı 2025 yılında önceki yıla göre yüzde 69,6 artışla 2,6 milyar dolara yükseldi. Bu rekor artışta yıl boyunca artan ticari temaslar, sahada kurulan sürekli diyalog mekanizmaları ve ihracatçıların değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen yapısı belirleyici rol oynadı.
GAZİANTEP, SURİYE’YE EN FAZLA İHRACAT YAPAN İL OLDU
İller bazında Suriye’ye en fazla ihracat 653 milyon dolar ile Gaziantep’ten gerçekleştirildi. Kentin ihracatı geçen yıla göre yüzde 35,7 arttı. İstanbul yüzde 140,1 artışla 382 milyon dolara, Ankara ise yüzde 1.501 gibi dikkat çekici bir artışla 281,8 milyon dolara ulaştı. Bu görünüm, Suriye pazarının sınır illerinin ötesinde Türkiye genelindeki farklı üretim merkezlerini de kapsadığını ortaya koydu.
HUBUBAT SEKTÖRÜ LİDER, BÖLGE PAYI YÜZDE 37,7
Sektörel dağılımda yüzde 35,4 artış gerçekleşen hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 700 milyon dolar ile ilk sırada yer aldı. Kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı yüzde 78,6 artışla 299,1 milyon dolara, elektrik ve elektronik ihracatı ise yüzde 61 artışla 224,3 milyon dolara yükseldi.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Suriye’ye ihracatı 2025’te 967,8 milyon dolar olurken, bölgenin toplam içindeki payı yüzde 37,7 olarak gerçekleşti.
Bölgeden en fazla ihracat yapan sektör 400,9 milyon dolar ile hububat oldu.
TİM SURİYE MASASI BAŞKANI CELAL KADOĞLU: “İHRACATIMIZ NİTELİK VE ÇEŞİTLİLİK AÇISINDAN DAHA DA DERİNLEŞECEK”
TİM Suriye Masası Başkanı ve Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, ortaya çıkan tablonun tekil gelişmelerin değil, yıl geneline yayılan sistematik bir çalışmanın sonucu olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “2025 yılı, Türkiye-Suriye ticari ilişkilerinin daha öngörülebilir, daha kurumsal ve daha sürdürülebilir bir zemine oturduğu bir yıl oldu. Yıl boyunca ihracatçılarımızın sahadan ilettiği ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı olarak ele aldık; temas, çözüm ve sonuç üretme refleksini sürekli canlı tuttuk. Ulaştığımız 2,6 milyar dolarlık ihracat seviyesi, bu yaklaşımın somut bir çıktısıdır.”
Kadooğlu, ilişkilerin daha kurumsal bir yapıya evrildiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgede yatırımlar arttıkça karşılıklı güven ve öngörülebilirlik güçleniyor; bu da ticari ilişkilerin hem hacmine hem de niteliğine doğrudan yansıyor. Yatırım, ticareti takip eden bir sonuç değil; ticaretin kalıcı hale gelmesini sağlayan temel unsurdur. 2025 yılı boyunca Suriye ile gelişen temaslar, bu ilişkinin daha kurumsal bir yapıya evrildiğini açık biçimde gösterdi.”
ORTA DOĞU’DA İSTİKRAR, TÜRKİYE’YE AVANTAJ SAĞLIYOR
Orta Doğu’da güçlenen istikrar ortamının Türkiye-Suriye ticaretini daha geniş bir çerçeveye taşıdığına dikkat çeken Kadooğlu, bölgesel perspektifi şu sözlerle tamamladı: “Orta Doğu’da istikrarın güçlenmesi, ekonomik ilişkilerin daha sağlıklı ve uzun vadeli bir zemine oturmasını sağlıyor. Suriye’nin yeniden bölgesel ticaret ağlarına entegre olması; Türkiye açısından yalnızca ikili ticareti büyüten bir gelişme değil, aynı zamanda Orta Doğu, Afrika ve Körfez pazarlarına uzanan daha geniş bir ticaret hattının güçlenmesi anlamına geliyor. Türkiye, üretim kapasitesi, tedarik zinciri gücü ve coğrafi konumuyla bu yeni dönemin doğal merkez ülkelerinden biri. Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret daha dengeli, daha öngörülebilir ve uzun vadeli bir yapıya doğru ilerlediğinden; 2026 yılında da istikrar, yatırım ve ticaret arasındaki ilişkinin güçlenmesini, ihracatımızın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesini bekliyoruz.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz